BİR YAZAR BİR ANI

Rus yazarlar arasında kendine has üslubuyla fark oluşturarak ‘Çehov tarzı’ öykülere imza atan Anton Çehov, dünyanın en büyük yazarlarından olan Tolstoy’a büyük bir hayranlık besliyordu.

Doktor olan Anton Çehov, mesleğinin getirdiği duyarlılığı öykülerine de yansıttı. Çehov, her an karşılaşılabilecek olayları gerçekçi bir uslupla anlatırdı. İnsanların çaresizliğini kendine has tarzı ile anlatan Çehov, bunları özümseyebilmek için de insanların arasına karıştı. Tıpkı Tolstoy gibi… Tolstsoycu dünya görüşünü benimseyen Anton Çehov, Çar tarafından mahkum edilenlerin hayat koşulları anlayabilmek için bir Uzakdoğu adası olan Sahalin’e kadar gitti. Tıpkı Tolstoy gibi, bir köye yerleşerek  kendini yazmaya verdi. Bir süre sonra  Petersburg’a dönse de köylülere yardım için düzenlenen eylemlere destek vermekten de kaçınmadı. Sağlık nedenleriyle taşındığı Kırım’da kendi ifadesiyle ‘Edebiyatı onurlandıran’ Tolstoy ile yakın dostluk kurdu.

 “Tolstoy bizi çocuk gibi görüyor”

Tolstoy’u hasta yatağında ziyaret eden Anton Çehov, roman ve oyun yazarı dostu Peter Gnedich’e ona olan hayranlığını şöyle aktarıyor; “Ona muazzam derecede hayranım. En çok hayran olduğum nokta da bizi, bütün yazarları hakir görmesi. Bütün yazarlara koca bir boşlukmuş gibi davranıyor demek daha doğru olabilir. Bunu neden yapıyor sizce? Cevap çok basit: Çünkü bize çocuk muamelesi yapıyor. Bizim öykülerimiz, romanlarımız onun eserlerine kıyasla çocuk oyuncağı gibiler.”

“Kimseyi onu sevdiğim gibi sevmedim”

Mektuplarında da Tolstoy’dan bahseden Çehov, ona olan duygularını şöyle diyor: “Hastalığı gitgide kötüleşiyor. Tolstoy’un ölmesinden korkuyorum. Şayet ölecek olursa, hayatımda büyük bir boşluk oluşacak. Çünkü kimseyi onu sevdiğim gibi sevmedim. Ayrıca, Tolstoy’un edebiyatçı olduğu bir dünyada edebiyat ile uğraşmak hem mutluluk verici hem de kolay. Bir edebiyatçı olarak kayda değer hiçbir şey üretmemiş olmanız dahi çok üzücü bir şey olmaz. Zira Tolstoy hepimizin yerine edebiyatı onurlandırıyor. O sağ olduğu müddetçe, her türlü edebi zevksizlik gölgede kalmaya mahkumdur.”